5 Mayıs 2017 Cuma


                                                           TUTUNAMAYANLAR

    Tutunamayanlar, Oğuz Atay'ın ilk romanıdır. 1970 yılında TRT Roman Ödülü'nü kazanmıştır. Çoğu yazar ve okuyucuya göre Modern Türk Edebiyatı'nın en önemli eserlerinden biridir. Kullanılan dil ve anlatım şekli itibariyle edebiyatta bir devrim olarak kabul edilmektedir. Daha önce ülkemizde denenmemiş bilinç akışı tekniğiyle yazılmıştır. Peki nedir bu bilinç akışı tekniği? Roman ve hikaye yazımında kahramanın zihninden geçenleri aralıksız olarak ve seri halde, belli bir sıraya koymadan olduğu gibi aktarmaya çalışan bir edebi anlatım tekniğidir. Kitap belirli bir olayı sergilemekten çok; izlenimler, çağrışımlar, taşlamalar, ayrıntılar ve ruhsal çözümlemelerle oluşur. Oğuz Atay Tutunamayanlar da yaşamı boyunca yanından ayırmadığı Kafka ve Dostoyevski’den motifler işlemiştir. Kafka'nın ekspresyonizmiyle Dostoyevski'nin realizmini harmanlamıştır. Yazar Tutunamayanlar kitabını Halit Ziya Uşaklıgil'in yazdığı "Kırık Hayatlar" kitabına benzetmiştir. 
       Kitapta iç içe geçen ve birbirini tamamlayan iki hikaye vardır. Birincisi Turgut Özben’in, ikincisi ise Selim Işık’ın hikayesidir. Zaman olarak yine iki zaman vardır. Turgut’un şimdi devam ettirdiği zaman ve Selim’i tanıdığımız geçmiş zaman. Selim’i tanıdığımız geçmiş zaman tek sıra halinde devam etmez, zamanda kırılmalarla sırasız biçimde verilir. Peki nedir Tutunamayan? Kitabımızın içinde yazar bunu ironik bir biçimde anlatmıştır: “Tutunamayan beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İlk bakışta görünüşü insana benzer. Kendilerini korumayı bilmezler. Şimdiye kadar hiçbir tutunamayanın bir tutunamayanı yendiği görülmemiştir. Tutunamayanları avlamak çok kolaydır. Anlayışlı bakışlarla süzerseniz, hemen yaklaşırlar size. Ondan sonra tutup öldürmek işten değildir. Başları daima öne eğik gezdiği için, çeşitli engellere takılırlar ve her tarafları yara bere içinde kalır.” Kitapta bir başka dikkat çeken olay ise “oyun” kavramı üzerinde şekillenir. Kitapta herkes oyun oynar. (Bunu yazarın diğer kitaplarında da görmekteyiz. Yaşamak karakterler için bir oyundur.)  Turgut ile Selim'in tanışması bir oyun şeklindedir. Selim’in intiharı kitaptaki en ciddi oyun, Turgut'un kayıplara karışması ise son oyundur. Ana karakterlerin dışında bir de Olric vardır kitabımızda. Olric aslında Turgut'un kafasında hayali bir uşaktır. Olric aslında hepimizin haklı tarafıdır. Olric belki Charles Dickens'in Orlic'i, belki de Robert Musil'in Ulrich, belki de hepsini birden kapsayan bir gönderme içeriyordur.
      

          Konusu ise şöyledir. Selim Işık'ın intihar ettiğini öğrenen Turgut Özben, ihmal ettiğini düşündüğü arkadaşının geçmişinin izini sürmeye ve Selim'in tanıdığı insanlar aracılığıyla onu tanımaya çalışır. Her insana farklı bir yönünü gösteren Selim'in görüntüsü, Turgut'un bu insanlarla konuşması sonucu okuyucunun ve Turgut'un gözünde netlik kazanacaktır. Romanda bir çok kişi vardır ama her biri aslında Selim'in hayatındaki kişilerdir ve tüm anlatılanlar Selim Işık'ı aydınlatır. Selim Işık düşünen ve sorgulayan insanın simgesidir ve bu yüzden tutunamamıştır. 
      724 sayfa olan kitabın içeriği özetindeki gibi sadece Turgut Özben’in Selim Işık’ın ölümünü araştırıp, gerçeklerle yüzleşmesiyle sınırlı değildir. Kitapta, roman türünün dışında şiir, şarkı, deneme ve değinme gibi, farklı anlatılar bulunmaktadır. Bu bölümler kimi zaman romana sindirilmiş kimi zamansa ayrı bir hava yaratmıştır. Yani okuyucuyu konudan koparan bir üslup söz konusudur. Kitaptaki akıcılık ise bu kopmayı kamufle ediyor. Okurken sizi dağıtan, konunun içinde farklı şeyler düşünmeye sevk eden fakat sonunda sizi tekrar konunun içine hapseden satırlar birbiri ardına sıralanmaktadır. 


       İlk kez Oğuz Atay okuyacaklar için Tutunamayanlarla değil yazarın "Korkuyu Beklerken" adlı hikaye kitabıyla başlamasını tavsiye ediyorum. Böylece Oğuz Atay'ın kendine özgü tarzına alışıp Tutunamayanlar kitabını okumakta yaşanacak zorlukları azaltabilirsiniz. 


10 yorum: